Tüketici Hukuku Enstitüsü 'ne Hoşgeldiniz! > GENEL > Görüşlerimiz > 2008 YILI KANUN TASLAĞI GÖRÜŞ VE DEĞERLENDİRMELERİ

2008 YILI KANUN TASLAĞI GÖRÜŞ VE DEĞERLENDİRMELERİ

2008 YILI KANUN TASLAĞI GÖRÜŞ VE DEĞERLENDİRMELERİ

 

Taslağın Geneli Üzerindeki Görüş ve Değerlendirme

Teklif

Mevcut kanun taslağı iyi niyetli bir girişim olmakla beraber mevcut kanunda 2001-2003 yıllarında orta ölçekli tadilat yapılmış olması ve bu tadilatların kanundaki sistematik sorunlara sebep olması ve mevcut tadilatın bu sorunları arttıracağı endişesi vardır.

Baştan itibaren yepyeni bir Tüketici Kanunu yapılması

Taslak Maddesi

Görüş ve Değerlendirme

Teklif

m.1/h

“h) Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında tüketici ile müteşebbis arasında yapılan eser,

taşıma ve simsarlık sözleşmeleri de dahil olmak üzere her türlü hukuki işlemi ve uygulamayı,

y) Müteşebbis: İmalatçı, ithalatçı, satıcı, sağlayıcı, kredi veren, paket tur düzenleyicisi ve

aracısı gibi, kendi işi, işletmesi, zanaatı veya mesleğine ilişkin amaçlar çerçevesinde faaliyet

gösteren kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere gerçek veya tüzel kişiyi,”

 

Burada geçen müteşebbis kelimesinin sözlük anlamı dikkate alındığında, kanunda murad edilen anlamı karşılamadığı kesindir. Bu sebeple gerekçedeki endişelere katılmakla beraber müteşebbis kelimesinin yerine başka bir kelime bulunması, “h” fıkrasının ve kanun taslağının diğer bölümlerinde yer alan müteşebbis kelimesinin değiştirilmesi gerektiği düşünülmektedir.

“müteşebbis” kelimesinin değiştirilmesi

m.1/z/aa

 

“aa) Uzaktan iletişim aracı: Mektup, katalog, telefon, faks, radyo, televizyon, elektronik posta

mesajı, internet gibi karşı karşıya gelinmeksizin sözleşme kurulmasına imkan veren aracı,”

 

Tanım eksik görüldüğünden dolayı eklediğimiz ifadelerin  kabul edilmesi gerektiği düşünülmektedir.

Uzaktan iletişim aracı: Mektup, katalog, telefon, faks, radyo, televizyon, cep telefon mesajları, internet üzerinden sağlanan elektronik posta aracı, gerçek zamanlı görüşme, VOIP uygulamaları vb karşı karşıya gelinmeksizin sözleşme kurulmasına veya mal veya ürün teslimine imkân veren aracı,

m.2/ f1

“Satım sözleşmesine konu malın, tüketiciye teslimi anında, taraflarca kararlaştırılmış olan ve objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması halinde sözleşmeye aykırı, dolayısıyla ayıplı olduğu kabul edilir. Özellikle ambalajında, etiketinde tanıtma ve kullanma kılavuzunda ya da reklam ve ilanlarında yer alan veya satıcı tarafından bildirilen veya teknik düzenlemesinde tespit edilen nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan ya da olağan tahsis veya kullanım amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan haklı olarak beklediği faydalan azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar ayıplıdır.”

 

Taslakta tüketici işleminin içine; satım sözleşmesinin yanısıra eser, taşıma ve simsarlık sözleşmeleri de dahil her türlü hukuki işlemi ve uygulama konularak genişletildiği halde fıkrada sadece satım sözleşmesinden bahsedilmesi getirilen genişletmeyi etkisiz kılacağı ve uygulamada sorunlar yaşatacağı endişesi ile satım sözleşmesi ibaresinin tüketici işlemi olarak değiştirilmesi ayrıca sözleşmeye aykırılık ibaresinin de bu kanun hükümlerinde gereksiz ve kafa karıştırıcı olduğu endişesi ile kaldırılması gerektiği düşünülmektedir.

“Tüketici işlemine konu malın, tüketiciye teslimi anında taraflarca kararlaştırılmış olan veya objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması halinde ayıplı olduğu kabul edilir. Özellikle ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda ya da reklâm ve ilanlarında yer alan veya satıcı tarafından bildirilen veya teknik düzenlemesinde tespit edilen nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan ya da olağan tahsis veya kullanım amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan haklı olarak beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar ayıplıdır.”

m.2/ f2

“Satıcı, kendisinden kaynaklanmayan reklam veya ilan yoluyla yapılan açıklamalardan haberdar olmadığını ve haberdar olmasının da kendisinden beklenemeyeceğini veya yapılan açıklamanın içeriğinin satım sözleşmesinin akdi anında düzeltilmiş olduğunu veya satım sözleşmesi akdetme kararının bu açıklama ile nedensellik bağı içinde olmadığını ispatladığı takdirde açıklamanın içeriği ile bağlı olmaz.”

 

Maddede öngörülen düzenlemenin, satıcı bakımından gerekli hallerde; hukukun genel hükümlerinde yer alan düzenlemeler ile hakkının korunması mümkün olduğu ve ayrıca önerilen düzenlemenin uygulama sorunlarına yol açacağı düşüncesiyle taslaktan çıkarılması gerektiği düşünülmektedir.

Fıkranın  tamamen çıkarılması

m.2/ f3

“Malın montajının satıcı tarafından veya onun sorumluluğu altında gerçekleştirildiği durumlarda, malın gereği gibi monte edilmemesi sözleşmeye aykırı ifa olarak değerlendirilir. Malın montajının tüketici tarafından yapılmasının öngörüldüğü hallerde de, yanlış montajın, montaj talimatındaki yanlışlık veya eksikliğe dayanması durumunda sözleşmeye aykırı bir ifa söz konusu olur.”

 

Sözleşmeye aykırı ifa konusunun genel hükümlerde düzenlenmiş olması ve bu kanunda sözleşmeye aykırı dense dahi ayıplı ifa hükümleri uygulanacağı ve bu sebeple bu ibarenin gereksiz ve kafa karıştırıcı olduğu düşüncesiyle ibarenin taslaktan çıkarılması gerektiği düşünülmektedir.

 

“Malın montajının satıcı tarafından veya onun sorumluluğu altında gerçekleştirildiği durumlarda, malın gereği gibi monte edilmemesi halinde veya malın montajının tüketici tarafından yapılmasının öngörüldüğü hallerde yanlış montajın, montaj talimatındaki yanlışlık veya eksikliğe dayanması durumunda mal ayıplı kabul edilir”

m.2/ f4, f5

 

“Teslim anından itibaren altı ay içinde ortaya çıkan ayıpların, teslimde var olduğu kabul edilir. Bu karine, malın veya ayıbın niteliği ile bağdaşmıyor ise uygulanmaz.”

 

 

Ayıbın satıcıya ihbar edilmesi yükümlülüğünün kaldırılmış olması uygulamada karşılaşılan birçok sorunun giderilmesini sağlayacağı gibi bu hükmü dava şartı kabul eden Hakem Heyeti ve Tüketici mahkemesi kararlarının tüketiciyi madur etmesinin önüne geçilmiş olmaktadır. Getirilen bu değişikliğin çok yararlı olmasıyla birlikte madde sistematiği açısından belirttiğimiz şekilde olması gerektiği düşünülmektedir.Bununla beraber, sistematik açısından, 4. fıkra ile 5. fıkranın yer değiştirmesinin gerektiği düşünülmektedir.

Madde 4/4 Madde akışı itibariyle 4/5 olarak değiştirilmesi, 4/5 maddesinin 4/4 olarak değiştirilmesi

m.2/ f6

“Malın ayıplı olduğunun anlaşılması durumunda tüketici, malın yenisi ile değiştirilmesi, onarım, ayıp oranında bedelden indirim veya sözleşmeden dönme haklarından birini satıcıya karşı kullanmakta serbesttir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Seçimlik hakların kullanılması nedeniyle ortaya çıkan masraflar satıcı tarafından karşılanır. Tüketici bu seçimlik haklarından biri ile birlikte 22/04/1926 tarihli ve 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca tazminat talep edebilir.”

 

Borçlar kanunu hükümlerine atıf yapılması uygulamada keşmekeşliğe sebep olacağından ve belki eksik veya yanlış uygulanabileceğinden dolayı atıf yapılması yerine benzer hükümlerin bu kanunda açıkça düzenlenmesi gerektiği düşünülmektedir.Komisyona Öneri:  Önerilen düzenleme, tüketici kanunu sistematiğinde tazminatın hesaplanması, zaman aşımı ve benzeri bazı temel hukuk düzenlemelerini zaruri kıldığından, önerimizin kabulü halinde bu hususun dikkate alınması gerektiği düşünülmektedir.

 

Malın ayıplı olduğunun anlaşılması durumunda tüketici; sözleşmeden dönme, malın yenisi ile değiştirilmesi, ücretsiz onarım veya ayıp oranında bedelden indirim haklarından birini satıcıya karşı kullanmakta serbesttir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Seçimlik hakların kullanılması nedeniyle ortaya çıkan masraflar satıcı tarafından karşılanır. Tüketici bu seçimlik haklarından biri ile birlikte ayıplı maldan dolayı uğramış olduğu her türlü zararın tazminini iş bu kanun hükümlerine göre talep edebilir.”

m.2/ f8

“Malın ayıplı olması halinde tüketicinin, yenisi ile değiştirme ve onarım haklarını doğrudan imalatçıya veya ithalatçıya karşı da kullanması mümkündür. Bu hallerde onarım veya malın yenisi ile değiştirilmesi masrafları imalatçıya veya ithalatçıya aittir. Onarım ve yenisi ile değiştirme, malın niteliği ve tüketicinin bu malı kullanma amacı dikkate alındığında, makul sayılabilecek bir süre içinde ve tüketici için ciddi sorunlar doğurmayacak şekilde gerçekleştirilmelidir….”

Tüketicinin hakkına en çabuk yoldan kavuşması amacının unutulmaması düşünülerek bu fıkranın tamamen kaldırılıp, yerine müteselsil sorumluluk hükümlerinin konulması gerektiği düşünülmektedir.

“İmalatçı, üretici, satıcı, bayi, acenta, italatçı ve 10. maddenin 15. fıkrasına ve 10/B maddesinin 9. fıkrasına göre kredi veren   tüketicinin bu maddede yer alan seçimlik haklarından dolayı müteselsilen sorumludur. Satılan malın ayıplı olduğunun bilinmemesi bu sorumluluğun ortadan kaldırmaz. “

 

m.2/ f10

“Ayıplı bir mal ifa etmek nedeniyle bu madde uyarınca tüketiciye karşı sorumlu tutulan nihai satıcı, kendisine bu ayıplı malı satmış olan ara satıcıya, onun da sözleşmeyi mesleki veya ticari faaliyeti çerçevesinde akdetmiş olması koşuluyla, ticari satımlara ilişkin zamanaşımı süresi geçmiş olsa bile 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca rücu edebilir. Ancak bunun için nihai satıcının tüketicinin taleplerini yerine getirdiği andan itibaren iki ay içinde ara satıcıya başvurması zorunludur. Rücu hakkı her halükarda malın nihai satıcıya tesliminden itibaren beş yıl içinde zamanaşımına uğrar. Satım zinciri içindeki diğer satıcılar arasında, bunların da mesleki veya ticari faaliyeti çerçevesinde sözleşme akdetmiş olması koşuluyla bu fıkra hükümleri uygulanır.”

 

Tüketici kanununun birinci maddesindeki kanun amacı dikkate alındığı ve müteselsil sorumluluk hükümleri düzenlendiği zaman bu fıkranın gereksiz olacağından bahisle; fıkranın kaldırılması gerektiği düşünülmektedir.

Fıkranın tamamen çıkarılması

m.3/ f1

“İfa edilen hizmetin taraflarca kararlaştırılmış olan ve objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması halinde ayıplı olduğu kabul edilir. Hizmet sağlayıcısı tarafından bildirilen veya reklam ve ilanlarında yer alan özellikleri taşımayan veya yararlanma amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan haklı olarak beklediği faydalan azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren hizmetler ayıplıdır.”

 

Fıkra başına “tüketici işlemine” ibaresinin konulmasının gerekli olduğu düşünülmektedir.

“Tüketici işlemine konu ifa edilen hizmetin, tüketiciye teslimi anında taraflarca kararlaştırılmış olan veya objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması halinde ayıplı olduğu kabul edilir. Hizmet sağlayıcısı tarafından bildirilen veya reklam ve ilanlarında yer alan özellikleri taşımayan veya yararlanma amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan haklı olarak beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren hizmetler ayıplıdır.

m.3/ f2

“Sağlayıcı, kendisinden kaynaklanmayan reklam veya ilan yoluyla yapılan açıklamalardan haberdar olmadığını ve haberdar olmasının da kendisinden beklenemeyeceğini veya yapılan açıklamanın içeriğinin hizmet sözleşmesinin akdi anında düzeltilmiş olduğunu veya hizmet sözleşmesi akdetme kararının bu açıklama ile nedensellik bağı içinde olmadığını ispatladığı takdirde açıklamanın içeriği ile bağlı olmaz.”

 

2.Maddenin 2. Fıkrasının kaldırılma gerekçesiyle aynıdır. Bu fıkranın tamamen kaldırılması gerektiği düşünülmektedir.

Fıkranın tamamen çıkarılması

m.3/ f3

“Hizmetin ayıplı ifa edildiği durumlarda tüketici, hizmetin yeniden görülmesini veya hizmet sonucu ortaya çıkan eserin onarımını isteme, ayıp oranında bedel indirimi veya sözleşmeden dönme haklarından birini sağlayıcıya karşı kullanmakta serbesttir. Bu seçimlik haklarını kullanması nedeniyle ortaya çıkan masraflar sağlayıcı tarafından karşılanır. Tüketici bu seçimlik haklarından biri ile birlikte 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca tazminat talep edebilir.”

 

Seçimlik haklar sıralamasının, uygulama da çok önemli olduğu dikkate alınarak değiştirilmesi ve bu kanunda tazminat hükümlerinin komisyonunuz tarafından ayrı bir madde ile açıkça belirtilmesi gerektiği düşünülmektedir. ( m.2/ f6 ile aynı gerekçe )

“Hizmetin ayıplı ifa edildiği durumlarda tüketici, sözleşmeden dönme, hizmetin yeniden görülmesi, hizmet sonucu ortaya çıkan eserin onarımını isteme veya ayıp oranında bedel indirimi haklarından birini sağlayıcıya karşı kullanmakta serbesttir. Bu seçimlik haklarını kullanması nedeniyle ortaya çıkan masraflar sağlayıcı tarafından karşılanır. Tüketici bu seçimlik haklarından biri ile birlikte ayıplı maldan dolayı uğramış olduğu her türlü zararın tazminini iş bu kanun hükümlerine göre talep edebilir.”

m.3/ f6

Müteselsil sorumluluğun  gerekliliğine inanılarak, bu fıkranın sonunda veya ayrı bir fıkra ile maddeye belirtilen ibarelerin eklenmesi gerektiği düşünülmektedir.

İmalatçı, üretici, satıcı, bayi, acenta, italatçı ve 10. maddenin 15. fıkrasına ve 10/B maddesinin 9. fıkrasına göre kredi veren ayıplı veren ve tüketicinin bu maddede yer alan seçimlik haklarından dolayı müteselsilen sorumludur. Satılan malın ayıplı olduğunun bilinmemesi bu sorumluluğun ortadan kaldırmaz.”

m.4/ imalatçının sorumuluğu/f7

“Hatalı bir ürünün sebep olduğu zarar nedeniyle ödenecek maddi ve manevi tazminatın kapsamı 818 sayılı Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uyarınca saptanır.

Zararın hem hatalı üründen hem de zarar gören kişinin veya onun sorumlu olduğu bir kişinin kusurundan kaynaklandığı hallerde, tüm hal ve şartlar göz önünde tutularak tazminat yükümlülüğü azaltılabilir veya kaldırılabilir. Buna karşılık zararın, hatalı ürün ile birlikte üçüncü bir kişinin davranışından kaynaklanması halinde imalatçının tazminat yükümlülüğü azaltılamaz.”

 

Borçlar kanunu hükümlerine atıf yapılması uygulamada keşmekeşliğe sebep olacağından ve belki eksik veya yanlış uygulanabileceğinden dolayı atıf yapılması yerine benzer hükümlerin bu kanunda açıkça düzenlenmesi gerektiği düşünülmektedir.

“Hatalı bir ürünün sebep olduğu zarar nedeniyle ödenecek maddi ve manevi tazminatın kapsamı bu kanununun tazminata ilişkin hükümleri uyarınca saptanır. Zararın hem hatalı üründen hem de zarar gören kişinin veya onun sorumlu olduğu bir kişinin kusurundan kaynaklandığı hallerde, tüm hal ve şartlar göz önünde tutularak tazminat yükümlülüğü azaltılabilir veya kaldırılabilir. Buna karşılık zararın, hatalı ürün ile birlikte üçüncü bir kişinin davranışından kaynaklanması halinde imalatçının tazminat yükümlülüğü azaltılamaz.”

m.5

“Bu Kanunda ve ilgili yönetmeliklerde, gerek sözleşmenin gerekse bilgilendirme yükümlülüğünün yazılı şekil şartına bağlı tutulduğu hallerde, metnin en az oniki punto siyah harflerle kaleme alınması zorunludur.”

Şekil şartı getirilen sözleşmelerde bu şekil şartına uyulmadığında müeyyidesinin ne olacağının açıkça belirtilmesi gerektiğinden bahisle; fıkranın sonuna belirttiğimiz ifadelerin eklenmesi gerektiği düşünülmektedir.

“Bu Kanunda ve ilgili yönetmeliklerde, gerek sözleşmenin gerekse bilgilendirme yükümlülüğünün yazılı şekil şartına bağlı tutulduğu hallerde, metnin en az oniki punto siyah ve koyu harflerle kaleme alınması zorunludur. Kanunda öngörülen şekil şartlarını taşımayan her türlü tüketici işlemine ait yazılı sözleşme, geçersizdir.”

m.6/ f1

“Bakanlık ve tüketici örgütleri genel olarak kullanılmak üzere hazırlanmış standart sözleşmelerde yer alan haksız şartların, bu standart sözleşme metinlerinden çıkarılması veya kullanılmasının tavsiye edilmesinin önlenmesi için dava açabilir. Bu hallerde mahkeme, durdurma için gerekli tedbirlere hükmeder. Bu davalarda, müteşebbis sözleşme şartının tüketici lehine olduğunu ileri sürse bile tüketici lehine yorum yöntemi uygulanmaz.”

“veya kullanılmasının tavsiye edilmesinin önlenmesi”  ibarelerinin hukukumuzda bu yönde karar üretecek bir dava tipi olmadığından dolayı kaldırılması gerektiği düşünülmektedir.

 

“Bakanlık ve tüketici örgütleri genel olarak kullanılmak üzere hazırlanmış standart sözleşmelerde yer alan haksız şartların, bu standart sözleşme metinlerinden çıkarılması için dava açabilir. Bu hallerde mahkeme, durdurma için gerekli tedbirlere hükmeder. Bu davalarda, müteşebbis sözleşme şartının tüketici lehine olduğunu ileri sürse bile tüketici lehine yorum yöntemi uygulanmaz.”

m.7/ f3

“Tüketici, yazılı sözleşme örneğinin kendisine teslim edildiği andan itibaren ondört gün içinde hiçbir sebep göstermeksizin ve hiçbir hukuki ve cezai sorumluluk üstlenmeksizin cayma hakkını kullanabilir. Cayma hakkının kullanıldığına dair irade beyanının bu süre içinde yazılı olarak yöneltilmiş olması yeterlidir. Cayma hakkı konusunda tüketicinin bilgilendirildiğini ispat yükü müteşebbistedir.”

 

Yürürlükteki kanunda geçen yedi günün artırılmasının iyi düşünülmüş olmasıyla beraber ondört günlük bir sürenin dahi uygulamada, tüketicinin mağduriyetini gideremeyeceğinden bahisle; Ondört gün” ibaresinin “otuz iş günü” olarak değiştirilmesi gerektiği düşünülmektedir.

“Tüketici, yazılı sözleşme örneğinin kendisine teslim edildiği andan itibaren otuz iş günü içinde hiç bir sebep göstermeksizin ve hiçbir hukuki ve cezai sorumluluk üstlenmeksizin cayma hakkını kullanabilir. Cayma hakkının kullanıldığına dair irade beyanının bu süre içinde yazılı olarak yöneltilmiş olması yeterlidir. Cayma hakkı konusunda tüketicinin bilgilendirildiğini ispat yükü müteşebbistedir.”

m.8/ f6

“İlan veya taahhüt edilen malın tesliminin veya hizmetin ifasının hiç ya da gereği gibi yapılmaması durumunda, satıcı, sağlayıcı, imalatçı, ithalatçı ve 10 uncu maddenin ondördüncü fıkrası ve 10/A maddesinin dokuzuncu fıkrasına göre kredi veren müteselsilen sorumludur.”

Bayi ve acentenin de bu sorumluluk içerisinde yer alması gerektiği düşünülmektedir.

“İlan veya taahhüt edilen malın tesliminin veya hizmetin ifasının hiç ya da gereği gibi yapılmaması durumunda, satıcı, sağlayıcı, bayi, acente, imalatçı, ithalatçı ve 10 uncu maddenin ondördüncü fıkrası ve 10/A maddesinin dokuzuncu fıkrasına göre kredi veren müteselsilen sorumludur.”

m.8/ f7

“Tüketici, cayma hakkı konusundaki bilgiyi de içeren yazılı sözleşme örneğinin kendisine teslim edildiği andan itibaren ondört gün içinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin ön ödemeli sözleşmeden cayma hakkına sahiptir. Cayma hakkının kullanıldığına dair bildirimin bu süre içinde yazılı olarak yöneltilmiş olması yeterlidir. Cayma hakkı konusunda tüketicinin bilgilendirildiğini ispat yükü müteşebbistedir.”

 

Yürürlükteki kanunda geçen yedi günün artırılmasının iyi düşünülmüş olmasıyla beraber ondört günlük bir sürenin dahi uygulamada, tüketicinin mağduriyetini gideremeyeceğinden bahisle; Ondört gün” ibaresinin “otuz iş günü” olarak değiştirilmesi gerektiği düşünülmektedir

“Tüketici, cayma hakkı konusundaki bilgiyi de içeren yazılı sözleşme örneğinin kendisine teslim edildiği andan itibaren otuz iş günü içinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin ön ödemeli sözleşmeden cayma hakkına sahiptir. Cayma hakkının kullanıldığına dair bildirimin bu süre içinde yazılı olarak yöneltilmiş olması yeterlidir. Cayma hakkı konusunda tüketicinin bilgilendirildiğini ispat yükü müteşebbistedir.

m.9/ f2

“Bu tür sözleşmelerde; tüketici, teslim aldığı tarihten itibaren ondört gün içinde malı kabul  etmekte  veya  hiçbir  gerekçe  göstermeden  ve  hiçbir  yükümlülük  altına  girmeden reddetmekte serbesttir. Tüketici, malın mutat kullanımı sebebiyle meydana gelen değişiklik ve bozulmalardan sorumlu değildir. Hizmetlerin satımında ise bu süre, sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren başlar…”

 

Mevcut uygulamalarda, tüketici müteşebbis tarafından, kendisinden ilk taksidin talep edildiği ana kadar imzalamış olduğu sözleşmenin kendisine getirdiği yükümlülüklerin çoğu kez farkında değildir. İlk taksit tahsilatı talep anında tüketici durumun farkında varmakta ancak bu durumda süreleri kaçırdığı için kanuni hakkını kullanamamaktadır. Bu sebeple önerilen düzenleme, toplumdaki kapıdan dolandırıcılık eylemlerinin azalmasına yol açacaktır.

“Bu tür sözleşmelerde; tüketici, , mal veya hizmet taksitle satılmış ise,sözleşme tarihinden tarihinden itibaren ilk taksidin en az otuz iş günü sonra ödenmesi düzenlenerek ödeme tarihinden sonraki 5. güne kadar, mal veya hizmet bedeli peşin ödenmek süretiyle satılmış ise sözleşme tarihinden itibaren 30 iş günü içinde, malı kabul etmekte veya hiçbir gerekçe göstermeden ve hiçbir yükümlülük altına girmeden reddetmekte serbesttir. Tüketici, malın mutat kullanımı sebebiyle meydana gelen değişiklik ve bozulmalardan sorumlu değildir. Hizmetlerin satımında ise bu süre…”

m.10/ f3

“Müteşebbis; tüketicinin, sözleşmeyi imzalamasını ve kendi el yazısı ile sözleşme tarihini yazmasını sağlamak ve sözleşmenin bir nüshasını tüketiciye vermekle yükümlüdür. Sözleşmenin ve malın tüketiciye teslim edildiğinin ispatı müteşebbise aittir. Aksi takdirde, tüketici cayma hakkını kullanmak için ondört günlük süre ile bağlı değildir. “

 

Yürürlükteki kanunda geçen yedi günün artırılmasının iyi düşünülmüş olmasıyla beraber ondört günlük bir sürenin dahi uygulamada, tüketicinin mağduriyetini gideremeyeceğinden bahisle; Ondört gün” ibaresinin “otuz iş günü” olarak değiştirilmesi gerektiği düşünülmektedir

“Müteşebbis; tüketicinin, sözleşmeyi imzalamasını ve kendi el yazısı ile sözleşme tarihini yazmasını sağlamak ve sözleşmenin bir nüshasını tüketiciye vermekle yükümlüdür. Sözleşmenin ve malın tüketiciye teslim edildiğinin ispatı müteşebbise aittir. Aksi takdirde, tüketici cayma hakkını kullanmak için otuz iş günlük süreyle bağlı değildir.

m.11/ f5

“Tüketici ondört gün içinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin mesafeli sözleşmeden cayma hakkına sahiptir. Hayat sigortalarına ve bireysel emekliliğe ilişkin sözleşmelerde bu süre otuz gündür. Mesafeli sözleşmenin niteliğine göre bu sürenin ne zaman işlemeye başlayacağı yönetmelik ile belirlenir. Cayma hakkının kullanıldığına dair bildirimin bu süre içinde yazılı olarak yöneltilmiş olması yeterlidir. Cayma hakkı konusunda tüketicinin bilgilendirildiğini ispat yükü müteşebbise aittir.”

 

Yürürlükteki kanunda geçen yedi günün artırılmasının iyi düşünülmüş olmasıyla beraber ondört günlük bir sürenin dahi uygulamada, tüketicinin mağduriyetini gideremeyeceğinden bahisle; Ondört gün” ibaresinin “otuz iş günü” olarak değiştirilmesi gerektiği düşünülmektedir

“Tüketici, sözleşmenin kurulduğu tarihten itibaren sözleşme konusu mal veya hizmet taksitle satılmış ise ilk taksidin en az otuz iş günü sonra ödenmesi düzenlenerek ödeme tarihinden sonraki 5. güne kadar, mal veya hizmet bedeli peşin ödenmek süretiyle satılmış ise sözleşme tarihinden itibaren 30 iş günü içinde, hiçbir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin mesafeli sözleşmeden cayma hakkına sahiptir. Cayma hakkının kullanıldığına dair bildirimin bu süre içinde yazılı olarak yöneltilmiş olması yeterlidir. Cayma hakkı konusunda tüketicinin bilgilendirildiğini ispat yükü müteşebbise aittir.

m.12/ f2

“Alacağın takibine ilişkin masraflar hariç olmak üzere kredi veren, kredi kartı sözleşmesinde belirlenen faiz dışında tüketiciden herhangi bir ödemede bulunmasını isteyemez. Kredi kartı üyelik ücreti ise bir kereye mahsus olmak üzere ve ancak kredi kartı sözleşmesi imzalanırken alınabilir. Kredi kartı üyelik ücretinin azami tutarı Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından belirlenir.Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce verilen kredi kartlarından üyelik ücreti alınmaz.”

 

Milyonlarca tüketicide rahatsızlığa yol açan kredi kartı aidat ücretinin bir sefere mahsus dahi olsa alınmasının, kanun ile düzenlenmiş olması, kamu vicdanını rahatsız edeceği düşünülmektedir.

Alacağın takibine ilişkin masraflar hariç olmak üzere kredi veren, kredi kartı sözleşmesinde belirlenen faiz dışında tüketiciden herhangi bir ödemede bulunmasını isteyemez. Kredi kartı üyelik ücreti dahi bu kapsamdadır”

m.15/ f5

“Bakanlık ile ticaret ve sanayi odaları, ticaret odaları, sanayi odaları veya esnaf ve sanatkarlar odaları bu madde hükümlerinin uygulanması ve izlenmesine ilişkin işlemleri yürütmekle ayrı ayrı görevlidir. Ticaret ve sanayi odaları, ticaret odaları, sanayi odaları veya esnaf ve sanatkarlar odaları bu madde hükümlerine aykırı uygulamaları tespit ettiklerinde, aykırılığı gerekli yasal işlemlerin yapılması amacıyla Bakanlığa bildirirler.”

 

İndirimli satışlara ilişkin izin, denetim ve izleme konusu tüketici haklarını yakından ilgilendirdiğinden, tarafların temsilcilerinin olduğu bir kurulun bu görevi yerine getirmesinde yarar bulunmaktadır. Bu sebeplerle 5. fıkranın tamamen kaldırılıp, yerine belirttiğimiz fıkranın konulması gerektiği düşünülmektedir.

“Bu madde hükümlerinin uygulanması, izlenmesi ve izin ve ceza işlemlerini yürütmekle görevli olarak Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğü nezdinde “İndirimli satışlar Komisyonu” kurulur. Bu kurulda Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğü’nce görevlendirilecek bir üye, Ticaret ve Sanayi Odalarınca görevlendirilecek bir üye, esnaf ve sanatkarlar odalarınca görevlendirilecek bir üye ve tüketici örgütlerince görevlendirilecek bir üye görev yapar. Kurul Başkanlığını Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğü temsilcisi yürütür. “

 

m.16/ f2

“Mala ilişkin faturanın tarih ve sayısını içermesi gereken bu belgenin tekemmül ettirilerek tüketiciye verilmesi sorumluluğu satıcıya aittir.”

 

Sorumlu olan şahışların genişletilmesi gerektiği düşünülmektedir.

“Mala ilişkin faturanın tarih ve sayısını içermesi gereken bu belgenin tekemmül ettirilerek tüketiciye verilmesi sorumluluğu imalatçı, ithalatçı, bayi acente ve satıcıya aittir.”

m.17/ f1

“Yurt içinde üretilen veya ithal edilen sanayi mallarının tanıtım, kullanım, kurulum, bakım ve basit onarımına ilişkin Türkçe kılavuzla ve gerektiğinde uluslararası sembol ve işaretleri kapsayan etiketle satılması zorunludur”

Kanunun tüketiciye sağladığı hakların tüketiciye verilmesinde, hakların bilinmesi bakımından yarar bulunacağı düşünülmektedir.

“Yurt içinde üretilen veya ithal edilen sanayi mallarının tanıtım, kullanım, kurulum, bakım, basit onarım ve bu kanunun tüketiciye sağladığı ayıplı mal, satış sonrası hizmetler, garanti belgesi, imalatçı sorumluluğuna ilişkin tüketiciye sağladığı hakların ve başvuru yollarına ilişkin bilgilerin Türkçe kılavuzla ve gerektiğinde uluslararası sembol ve işaretleri kapsayan etiketle satılması zorunludur.”

m.17/ f2

“Tanıtım ve kullanıma ilişkin hususların, malın üzerinde de yer alması halinde kullanılan görsel ve sesli ifadelerin Türkçe olması zorunludur”

Görme engelli tüketicinin satın aldıkları maldan tam olarak yararlanabilmesi için bu yönde bir düzenleme gerektiği düşünülmektedir.

“Tanıtım ve kullanıma ilişkin hususların, malın üzerinde de yer alması halinde kullanılan görsel ve sesli ifadelerin Türkçe olması zorunludur.

Görme engelliler için bir seri tantıım ve kullanma kılavuzunun Braille alfabesi ile hazırlanması zorunludur

m.18/ f2

“İmalatçı veya ithalatçının herhangi bir şekilde ticari faaliyetinin sona ermesi halinde, kullanım ömrü süresince bakım ve onarım hizmetlerini, o malın satıcısı vermek zorundadır.”

 

İthalatçı firmanın değişmesi halinde satış sonrası servis hizmetlerinin güvence altına alınması için yeni ithalatçının da sorumluluğunun bulunması gerektiği düşünülmektedir.

“İmalatçı veya ithalatçının herhangi bir şekilde ticari faaliyetinin sona ermesi halinde, kullanım ömrü süresince bakım ve onarım hizmetlerini,  satıcısı veya yeni ithalatçısı vermek zorundadır”

m.19/ f2

“Başkanlığı, Genel Müdür tarafından yürütülen Reklam Kurulu;…………………………………… olmak üzere onbir üyeden oluşur.”

 

 

Sağlık Bakanlığı’nın, kurula ulaşan şikayetler içeriği sebebiyle kurulda olmasında, konunun tüketici hakları ile yakından ilgili olması sebebiyle Tüketici örgütü temsilcisi sayısının arttırılmasında yarar vardır. Bu sebeple (f) ve (ı) bentlerinin belirttiğimiz şekilde değişmesi gerektiği düşünülmektedir.

f)        Tüketici Konseyinin Konseye katılan tüketici örgütü temsilcileri arasından seçeceği iki üye,

ı) Sağlık Bakanlığı’nca görevlendirilecek bir üye

 

m.19/ f4

“Kurulun karar vermesine yardımcı olmak üzere, sağlık, gıda, tütün ve alkol, teknoloji, turizm, kişisel bakım ve kozmetik, iletişim hizmetleri, banka ve sigorta, eğitim, enerji, dayanıklı tüketim malları alanlarında sektörel sürekli ihtisas komisyonları kurulur. Komisyonlar, başkan dahil 5 kişiden oluşur. Komisyonlarda Tüketici ve Rekabet Uzmanı ve Uzman Yardımcıları görev alır…”

Konunun tüketici hakları ile yakından ilgili olması sebebiyle Tüketici örgütü temsilcisinin olmasının yararı olacağı düşünülmektedir.

“Kurulun karar vermesine yardımcı olmak üzere, sağlık, gıda, tütün ve alkol, teknoloji, turizm, kişisel bakım ve kozmetik, iletişim hizmetleri, banka ve sigorta, eğitim, enerji, dayanıklı tüketim malları alanlarında sektörel sürekli ihtisas komisyonları kurulur. Komisyonlar, başkan dahil 5 kişiden oluşur. Komisyonlarda Tüketici ve Rekabet Uzmanı ve Uzman Yardımcıları ve her komisyonda en az bir üye olmak üzere Tüketici örgütü temsilcisi görev alır…

m.21

“Bu tür eğitici radyo ve televizyon programlarının 07-23 saatleri arasında yayınlanması ve haftada iki dakikadan az olmaması zorunludur.”

 

2 dakikanın yetersiz olduğundan dolayı 60 dakikaya çıkarılmasının ve Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde Tüketici Hakları dersinin zorunlu olarak verilmesinin gerektiği düşünülmektedir.

“Tüketicinin eğitilmesi ve bilinçlendirilmesi için radyo ve televizyonlarda, saat 07-23 saatleri arasında ve haftada 60 dakikadan az olmamak üzere programların yayınlanması zorunludur. Tüketicinin eğitilmesi konusunda örgün ve yaygın eğitim kurumlarının ders programlarında, Tüketici Hakları dersi zorunlu olarak verilir.”

m.22

“Bakanlık her yıl çeşitli dallarda tüketici ödülleri verir. Tüketici ödüllerinin usul ve esasları Bakanlık tarafından çıkarılan yönetmelik ile belirlenir.

Tüketici ödülü veya benzeri bir isim altında ödül vereceklerin Bakanlıktan izin alması zorunludur.

Bakanlıktan izin alınmadan verilen tüketici ödüllerini alanların bu ödülleri reklam ve ilanlarında kullanmaları yasaktır.”

 

Tüketici ödülleri konusunda bir dönemdir olumsuzlukların yaşandığı bir gerçektir. İsminin başına ‘Tüketici’ kelimesi koyan bazı dergi, vakıf ve dernek gibi oluşumların para karşılığı tüketici ödülü vermeleri, bu ödülleri satın alan şirketlerin hiçbir objektif değerlendirme olmaksızın edindikleri bu ödülleri reklam ve ilanlarla kamuoyuna duyurmaları ve sonuçta dolaylı olarak tüketicilerin aldatılması vakasına rağmen etik olmayan bu uygulamaya kanun zoruyla ve üstelik sivil girişimlerin önünü kesecek şekilde sınırlama getiren bu maddenin taslaktan tamamen kaldırılması gerektiği düşünülmektedir.

 

Bu maddenin taslaktan tamamıyla kaldırılması

 

m.23/ f6

“Başvurular, malın veya hizmetin satın alındığı veya tüketicinin ikametgahının bulunduğu yerdeki hakem heyetine yapılır.”

 

“ikametgah” kelimesinin diğer kanunlarda olduğu gibi “yerleşim yeri” kelimesi ile değiştirilmesi suretiyle bütün kanunlar arasında bir bütünlük olması gerektiği düşünülmektedir.

    “Başvurular, malın veya hizmetin satın alındığı veya tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki hakem heyetine yapılır. ”

m.23/ f8

“Tüketici sorunları hakem heyetlerine müteşebbisler başvuramaz.”

 

Uygulamada, hakem heyetleri, tebligat masrafı vs. adı altında tüketiciden para talep edilmektedir. Bunun önüne geçilmesi amaçlanmaktadır. Bu sebeple belirtilen ibarelerin bu fıkranın sonuna eklenmesi gerektiği düşünülmektedir.

 “Tüketici sorunları hakem heyetlerine müteşebbisler başvuramaz.Tüketici sorunları hakem heyetlerine yapılacak başvurular için hangi ad altında olursa olsun başvuru ve başvurunun incelenmesine ilişkin olarak tüketiciden para talep edilemez,”

 

Ek madde 1

Kanunda kredi kartları üyelik ücreti sorununa değinilmiş iken banka hesap kartları sorununa değinilmemesi kabul edilemez. Belirttiğimiz hükmün kanuna ek madde olarak eklenmesi gerektiği düşünülmüştür.

“Banka hesap kartları sahiplerinden herhangi bir isim altında hiçbir ücret kesilemez.”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir