Tüketici Hukuku Enstitüsü 'ne Hoşgeldiniz! > Yargıtay Kararları > Madde-10 > Tüketici Kredilerinde, İİK.nun 68/b maddesinin uygulama olanağı yoktur.

Tüketici Kredilerinde, İİK.nun 68/b maddesinin uygulama olanağı yoktur.

 

T.C. YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ E. 2011/1103 K. 2011/17143 T. 22.9.2011

ÖZÜ : Tüketici yasasına göre daha genel bir Yasa olan İİK’nun ilgili maddesi ( İİK 68/b ) bu özel yasanın kapsamında kalmayan krediler için uygulanabilir olup, yasa koyucunun anılan kredilere açıkça Tüketici Yasasında yer vermiş olması da, maksadının bu olduğunu ortaya koymaktadır. Aksinin kabulü halinde tüketici kredilerinde de İİK’nun 68/h koşullarında çekilen ihtarla başlatılan ilamsız veya ilamlı takip kesinleştirilmiş olacak, özel yasada düzenlenen muacceliyet ve temerrüt koşulları tartışılmadan alacağın tahsili, gayrimenkulün satışı gerçekleşecek tüketici, lehine getirilen yasa maddelerine rağmen diğer kredi borçluları ile aynı koşullar da icra takibine muhattap kılınarak mağdur edilecektir. Bu durumda alacağın tüketici kredisinden kaynaklanması halinde, borçlunun temerrüde düşüp düşmediği, alacağın muaccel olup olmadığı, ne miktarının tahsil edilebilir olduğu faiz ve miktar oranlarının tespiti, tüketici yasası koşullarında yargılama yapılmasını gerektirir.

O halde İİK.nun 68/b maddesinin tüketici kredilerinde uygulama olanağı yoktur.

DAVA ve KARAR : Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:

 İİK’ nun 68/b maddesinde;

Borçlu cari hesap veya kısa, orta, uzun vadeli kredi şeklinde işleyen kredilerde krediyi kullandıran taraf, krediyi kullanan tarafın kredi sözleşmesinde belirttiği adresine, borçlu cari hesap sözleşmesinde belirtilen dönemleri veya kısa, orta, uzun vadeli kredi sözleşmelerinde yazılı faiz tahakkuk dönemlerini takip eden onbeş gün içinde bir hesap özetinin noter aracılığı ile göndermek zorundadır ( bu fıkraya 17.07.2003 tarihinde 4949 Sayılı Kanun ‘un 18. maddesi ile eklenen cümlede ) Sözleşmede gösterilen adresin değiştirilmesi, yurt içinde bir adresin noter aracılığıyla kredi kullandıran tarafa bildirilmesi halinde sonuç doğurur; yeni adresin bu şekilde bildirilmemesi halinde hesap özetinin eski adrese ulaştığı tarih tebliğ tarihi sayılır.

Süresi içinde gönderilen hesap özetinin muhtevasına alındığından itibaren bir ay içinde itiraz etmeyen krediyi kullanan taraf, hesap özetinin gerçeğe aykırılığını ancak borcunu ödedikten sonra dava edebilir.

Kredi sözleşmeleri ve bunlarla ilgili süresinde itiraz edilmemiş hesap özetleri ile ihtarnameler ve krediyi kullandıran tarafından usulüne uygun düzenlenmiş diğer belge ve makbuzlar bu kanunun 68. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen belgelerden sayılır. Krediyi kullanan taraf itiraz etmediği imzayı kabul etmiş sayılır.

Yukarıdaki maddelerde, 4949 Sayılı Yasa ile yapılan değişiklikler bankalar lehine getirilmiş uygulamalar olup, borçluların cari hesabın kesilmesine, hesap özetine ve tazmin talebine ilişkin tebligatları almamak suretiyle takibin başlatılmasını geciktirmeleri önlenmiş bulunmaktadır. Yapılan bu düzenlemelerle kredi sözleşmelerdeki adrese çıkarılan hesap özetlerine bir ay içinde itiraz edilmemesi halinde hesap özetinin içeriği takip hukuku yönünden kesinleşecektir. Kredi sözleşmeleri ve bununla ilgili süresinde itiraz edilmemiş hesap özetleri ile ihtarnameler ve krediyi kullandıran tarafından usulüne uygun düzenlenmiş diğer belge ve makbuzlar K’nun 61/1. maddesinde belirtilen belgelerden sayılırlar. Borçlu, hesap özetinin gerçeğe aykırılığını ancak borçlu ödedikten sonra genel mahkemece açacağı bir dava ile ileri sürebilecektir.

Görüldüğü üzere ilgili hükümler bankalar lehine konulmuş ve borçlunun durumunu ağırlaştırıcı niteliktedir. İtiraz edilmeyen bir ihtarname ile alacaklar 68’ deki belge veya ilam niteliği kazanmaktadır.

Yasa koyucu bankalardan kredi kullanan bir kısım kredi ( tüketici kredisi ) lehtarını bu ağırlaştırıcı hükümlerden ayrık tutmak amacını güttüğünden 4077 Sayılı Tüketicin Korunması Hakkındaki Kanuna 4822 Sayılı Yasa ‘nın 15. maddesi ile eklenen 10. maddesinde;

Tüketici kredisi ,tüketicilerin bir mal veya hizmet edinmek amacıyla kredi verenden naki? Olarak aldıkları kredidir.”Şeklinde tanımlandıktan sonra maddede bu tür sözleşmelerin yapılma koşulları ile borcun muaccel kılınabilmesi ve temerrüt koşulları gibi faklı ve özel şatlara yer verilmiştir. Yasaya eklenen 10/A Maddesinde; kredi kartı ve nakit çekim suretiyle kullanılan kredilerde 10. madde hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.

Açıklandığı üzere Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un kredi kartı alarak kredi kullanan borçluları diğer kredi borçlularından ayrı tutmak, tüketicinin koşularını iyileştirmek ve kolaylaştırmak amacıyla getirilmiş özel bir yasa olup, bu kanun kapsamında verilen krediler nedeniyle borçluların temerrüde düşüp düşmedikleri, borcun muaccel olup olmadığı, muaccel olan borç miktarının ve faizinin yapılan özel sözleşmelerin şartlarında değerlendirilmesi gerekir. Tüketici yasasına göre daha genel bir Yasa olan İİK’ nun ilgili maddesi ( İİK 68/b ) bu özel yasanın kapsamında kalmayan krediler için uygulanabilir olup, yasa koyucunun anılan kredilere açıkça Tüketici Yasasında yer vermiş olması da, maksadının bu olduğunu ortaya koymaktadır. Aksinin kabulü halinde tüketici kredilerinde de İİK’nun 68/h koşullarında çekilen ihtarla başlatılan ilamsız veya ilamlı takip kesinleştirilmiş olacak, özel yasada düzenlenen muacceliyet ve temerrüt koşulları tartışılmadan alacağın tahsili, gayrimenkulün satışı gerçekleşecek tüketici, lehine getirilen yasa maddelerine rağmen diğer kredi borçluları ile aynı koşullar da icra takibine muhatap kılınarak mağdur edilecektir. Bu durumda alacağın tüketici kredisinden kaynaklanması halinde, borçlunun temerrüde düşüp düşmediği, alacağın muaccel olup olmadığı, ne miktarının tahsil edilebilir olduğu faiz ve miktar oranlarının tespiti, tüketici yasası koşullarında yargılama yapılmasını gerektirir.

O halde İİK.nun 68/b maddesinin tüketici kredilerinde uygulama olanağı yoktur.

Somut olayda, “ Kredi Kartı Sözleşmesi “ kapsamında alınan tüketici kredisine dayalı olarak ilamsız icra yolu ile takibe geçilip borçluya 7 örnek ödeme emir gönderilmiştir. Borçlu icra Dairesinin yetkisine, borca ve faize itiraz etmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere alacağın varlığı ve miktarı 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında yargılama yapılmasını zorunlu kıldığından mahkemece itirazın kaldırılması isteminin reddine karar verilmesi gereken dar yetkili icra mahkemesinde tüketici yasası koşulları tartışılarak yazılı şekilde sonuca gidilmesi isabetsizdir.

SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.’ nun 428. maddeleri uyarınca ( BOZULMASINA ), 22.09.2011 gününde oy birliğiyle karar verildi.

 

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir