Tüketici Hukuku Enstitüsü 'ne Hoşgeldiniz! > Yargıtay Kararları > Madde-1 > Gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi 4077 kapsamındadır.

Gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi 4077 kapsamındadır.

T.C. YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ E. 2011/2092 K. 2011/11197 T. 7.7.2011

ÖZÜ : Bir hukuki işlemin 4077 sayılı yasa kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesi için, yasanın amacı içinde mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir. Somut uyuşmazlıkta, bir kısım davalıların murisi İ. S. ile diğer davalıların murisi arasında 15.8.1991 tarihinde kat karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiği, bu sözleşme ile müteahhit İ. S.’na düşen 7 nolu bağımsız bölümün dava konusu 16.9.1997 tarihli Satış Vaadi Sözleşmesi ile davacıya satışının vaat edildiği, bu durumda taraflar arasında 4077 sayılı yasa kapsamında kalan bir hukuki ilişkinin kurulduğu anlaşılmaktadır.

DAVA ve KARAR : Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar Saniye U., Şeyma Ü., Hayriye T. tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:

Davacı, bir kısım davalıların murisi Z. U.’nun vekili olan diğer davalıların murisi İ. S. ile 16.9.1997 tarihinde noterde Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi imzaladıklarını, sözleşme ile 7 nolu bağımsız bölümün satışının vaat edildiğini, taşınmaz bedelinin tamamını İshak Salihoğlu’na nakden ödediğini, sözleşmede gecikme halinde aylık kira bedeli olarak cezai şart kararlaştırıldığını, daireyi teslim etmedikleri gibi parayı da iade etmediklerini ileri sürerek, 7 nolu dairenin dava tarihindeki değeri ve sözleşmede kira bedeli olarak belirlenen cezai şartın tespit edilerek faiziyle birlikte davalılardan tahsilini istemiştir.

Davalı H. T. U., davanın reddini dilemiş, diğer davalılar davaya cevap vermemiştir.

Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, bir kısım davalılar tarafından temyiz edilmiştir.

1-4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde “Bu kanun, birinci maddede belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları ifade eder. Hizmet; bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyeti ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır. Bir hukuki işlemin 4077 sayılı yasa kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesi için, yasanın amacı içinde mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir. Somut uyuşmazlıkta, bir kısım davalıların murisi İ. S. ile diğer davalıların murisi arasında 15.8.1991 tarihinde kat karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiği,bu sözleşme ile müteahhit İ. S.’na düşen 7 nolu bağımsız bölümün dava konusu 16.9.1997 tarihli Satış Vaadi Sözleşmesi ile davacıya satışının vaat edildiği, bu durumda taraflar arasında 4077 sayılı yasa kapsamında kalan bir hukuki ilişkinin kurulduğu anlaşılmaktadır.

4077 sayılı yasanın 23. maddesi bu kanunu uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür. Taraflar arasındaki uyuşmazlık Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığına göre davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi görevlidir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Bu durumda mahkemece ayrı bir Tüketici Mahkemesi varsa görevsizlik kararı verilmesi yoksa davaya Tüketici Mahkemesi sıfatıyla devam edilmesi gerekirken yazılı şekilde genel mahkeme sıfatıyla hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.

2-Bozma nedenine göre bir kısım davalıların sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, ikinci bent gereğince bir kısım davalıların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 07.07.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir